Bu hafta “Gökten Düşen Üç Elma” masal kitabını birkaç kez okuduk.
Masallardan biri şöyle bitiyor:
“Gökten üç elma düşmüş. Biri bu masalı okuyana, biri bilgisayara esir olmayan çocuklara, biri de çocuğunu bilgisayara esir etmeyen anne babalara olsun.”
Masal bitince Ahmet Berk “ikinci elma bana” dedi.
Ben de “birinci ve üçüncü de bana o zaman” dedim.
Ahmet Berk “neden sana iki tane bana bir tane” diye epey mızmızlandı ve uyudu …
Bugün akşam yemekten sonra, nintendo’yu okula götürmesine izin vermediğim için epey mızmızlandı, kendini yerden yere attı ve bize epey söylendi. En sonunda ayaklarını vurara vura odasına çıkmak zorunda kaldı. Gece yatarken aynı kitaptan iki masal okuduk. İlki şöyle bitiyordu:
“Gökten üç elma düşmüş. Biri köpek balığına, biri denizlerdeki diğer canlılara, biri de akıllı olup da aklını kullananlara olsun.”
Ahmet Berk: “Ben hiç elma alamadım” dedi.
Ben de “ama sen akıllı değil misin?” diye sordum.
Ahmet Berk de ”hani aşağıda öyle olmuştu ya …” dedi.
Ben de “sen akıllısın, o zaman biraz daha dikkat et davranışlarına, sonradan böyle üzülme” dedim. Sonra diğer masala geçtik. Onun da sonu şöyle bitiyordu:
“Gökten üç elma düşmüş. Biri Bay ve Bayan Pelişkoya, biri küçük pelişkoya, biri de anne babasını üzmeyen çocuklara olsun.”
Ahmet Berk bu sefer de “yine bana hiç elma yooook” diye mızmızlanmaya başladı.
Aslında masalları bilerek seçmemiştim ama ikisi de günün anlam ve önemine uygun nasihatler ile Ahmet Berk’in kendi davranışlarını değerlendirmesine vesile oldu.
Son Yorumlar